Behemoth Biyografisi
Cuma
Şub 6, 2009

Entropy Records adındaki küçük firma, 1993 yılında “And The Forests Dream Eternally” adlı EP’yi yayınlarken büyük ihtimalle ileride olacaklardan habersizdi. Bugün ekstrem metal dünyasındaki herkesin tanıdığı bir isim olan Nergal’in tek başına kaydettiği bu demo, sonradan yeniden yayınlanmasına karşın çok değerli olacak ve orijinali internette uçuk rakamlardan satılacaktı…

İlk albüm Sventevith, 1995 yılında Pagan Records’ten yayınlandı. Nergal’e bu albümde Baal Ravenlock adlı davulcu eşlik etmiştir. Toplam 7 parça içeren bu albüm, kuzeyin ekstrem metal adına en soğuk ve en sert taşları döşediği bir dönemden yayınlanmıştır. Albümde yer alan “Wolves Guard My Coffin” gibi parçalar da grubun o dönem yansıttığı karanlık havayı çok iyi özetlemektedirler. 1996′da “Grom” yayınlandığında Behemoth halen karanlıklardan yeryüzüne bakan ve içindeki hırsı, konuşabildiği en iyi dil olan Black Metal ile dışarı vuran bir topluluk idi.

Grom’da kadroya bas gitarı üstlenmek üzere Les katılmıştı. Les’in gruba dahil olması, Behemoth için o albümle gelen tek yenilik değildi. Behemoth, onu ormanın karanlık köşelerinden soğuk dağların zirvelerine taşıyacak olan yolun önemli bir bölümünü beraber kat edeceği Solistitium Records ile de anlaşmıştı.
1997′de yayınlanan “Bewiching The Pomerania” EP’sinde Behemoth ilk kez renkli bir kapak kullanmıştı ve yine ilk kez kapak albümün yanında sönük kalıyordu. O zamana değin müziği kadar albümün kapaklarıyla da kendinden söz ettiren Behemoth, bu kez kapak konusunda yetersizdi. Ancak EP’deki ilginç ve başarılı sound, kapağı örtecek kadar iyiydi ve Behemoth artık kafasını yer altından dışarı uzatmaya hazırdı. Bu EP ile birlikte davulcu Baal Ravenlock’un yerini, sonradan Behemoth tarihinde çok önemli bir yer edinecek olan Inferno almıştır.
Inferno’nun bugün halen Behemoth kadrosunda yer alıyor olması Behemoth için ne derece önemli olduğunu işaret ediyor bence. Behemoth belki Inferno kadar iyi bir davulcu bulabilirdi ama gruba Inferno gibi adapte olacak bir davulcu bulmaları son derece zor olurdu sanırım.
Behemoth – Conquer All
KAOSUN BAŞLANGIÇ NOKTASI
Pandemonic Incantations, 1998 yılının en soğuk ve en karanlık albümlerinden biri olarak literatürdeki yerini alırken, Behemoth da ismini Avrupa çapında duyurmaya başlamış, Black Metal dünyasında en parlak isimlerden biri olarak gösterilmeye başlamıştı. Bu albümde bas gitara Les’in yerine Mefisto geçmiş ve üç eleman arasında harika bir müzikal uyum yakalanmıştı; önceki albümlerle bu albüm arasındaki müzikal uçurum, bu kanıya varmamızın nedenidir. Kapağıyla da göz dolduran Pandemonic Incantations, barındırdığı benzersiz atmosferle Solistitium Records’un da gözdesi haline gelmiş ve iyi bir satış grafiği çizmiştir. Inferno’nun bu albümdeki yeri çok önemlidir. Gruba müzikal anlamda pek çok şey kazandıran bu adam, grubun bu albümle yaptığı sıçramada Nergal kadar önemli bir role sahiptir. Behemoth, Pandemonic Incantations ile kaosun başlangıç noktasına işaret etmiştir. Bu albüm, her ne kadar ileride olacaklar için ipuçları verdiyse de, bir sonraki adımda Behemoth ikinci bir uçurumu daha başarıyla geşmiş olacaktır. Bu uçurumu geçmek için Behemoth’un çok iyi bir itici gücü de vardır artık: Avantgarda Music…

BAŞLANGICIN SONU
“Satanic”, 1999 yılında Avantgarde Music etiketiyle yayınlandığında, geçmişin karanlık temelleri üzerine kurulan yapının beklenenden çok daha güçlü olduğu görülmüş ve topluluk, ismini metal tarihine kalıcı olarak yazdırmıştır. Albüm, gruba, ismini geniş kitlelere duyurmasını sağlayacak bir çok konserin de yolunu açar. Açılış parçası “Decade Of Therion”, dönemin metal marşlarından biri olarak günümüze miras kalmıştır. Bu albümün, Behemoth fanlarının sayısını katlayarak arttırdığını ve firmanın yüzünü epeyce güldürdüğünü düşünmekteyim. Nitekim ülkemizde de bu albüm sonrası tanınmıştır Behemoth. Bu albümün Behemoth tarihinde önemli bir yer teşkil etmesinin nedenlerinden biri de, grubun ilk kez Pure Black Metal temellerinin yanı sıra Death Metal etkilerini de müziğine yansıtmış olmasıdır. Her ne kadar Satanic’da bu etki belli bir düzeyi aşmamış olsa da sonraki albümlerde gittikce artacak ve gruba muhteşem bir müzikal atmosfer kazandıracaktır. İşte bugün olacakların işaretini o zamanlardan veren bir albümdür Satanica. Satanica ile beraber kadroda yine değişim olmuş, basist Mefisto ayrılmış ve ikinci gitara L.Kaos geçmiştir. Bu adamla ilgili elimde ve internette fazla bilgi yok, gruptan hızlı bir şekilde geçip gitmiş. Her ne kadar albüm sonrası ayrılmış ise de, Behemoth’un geçirmeye başladığı evrimin ilk aşaması olan Satanic’daki Death Metal etkilerinde L.Kaos’un rolu olduğunu düşünmekteyim.
Satanica ile Avantgarde Music’in gözbebeği haline gelen Behemoth, kendisine gösterilen özeni ve yapılan yatırımı karşılıksız bırakmayarak, 2000 yılında önce Antichristian Phenomenon EP’sini (bu EP, grubun kendine ait üç parçasının ve bir video klibinin yanı sıra, David Bowie, Morbid Angel , Sarcofago ve Mayhem coverlarını içermektedir), ardından da yeni albümü “Thelema.6″i yayınladı. Günümüzde halen ekstrem müzik dinleyicilerinin dilinden düşmeyen “The Act Of Rebellion” adlı başyapıt, bu albümde yer almaktadır. Bu albümde Nergal’in vokallerinde önemli bir gelişme görülmekle beraber, kadroda da ciddi değişiklikler göze çarpmaktadır. L.Kaos ayrılmış ve ikinci gitara Havoc, bas gitara Dies Irae elemanı (sonradan Vader’da da pena sallayacak olan) Novy alınmıştır. Novy bu albümde Behemoth sounduna ciddi ölçüde etki etmiş ve grubu iki basamak daha yukarı yaşımıştır. Önceki albümle kendini gösteren Death Metal etkileri, bu albümde belirginleşmiş ve grubun yeni karakteristik soundunu ortaya koymaya başlamıştır. Artık ibre Behemoth’u göstermektedir ve yükselişleri önlenemez durumdadır. Onlar da bunun üstüne giderler ve kariyerlerinin ikinci dönüm noktası olan “Zos Kiacultus – Here And Beyond” u kaydederler…
Behemoth – At the Left Hand Ov God
KÜLT OLMAK
Albüm, ismine nazire yaparcasına grubu kült statüsüne taşır. Sert ve karanlık besteler, aykırı düzenlemeler ve harika bir prodüksiyon albümün genel hatlarını teşkil etmektedir. Thelema.6′deki kadronun korunmuş olması da bu albümdeki oturaklı soundda etkili olmuştur. Zos Kia Cultus, yorumlandığı her dergiden yüksek notlar alır ve satış rakamları bir kez daha Avantgarde Music’in yüzünü güldürür. Behemoth bu albümden önce de bir EP yayınlamıştır. “Conjuration” adındaki bu EP’de, bir tane stüdyo kaydı, Nine Inch Nails ve Venom coverları ile bazı live kayıtlar yer almaktadır. Behemoth, Zos Kia Cultus’tan sonra yeni albüm yapmayıp dağılsaydı bile metal tarihinden silinmez bir iz bırakmış olacaktı. Ancak onlar çıtayı daha da yükseltip Death Metal’in sınırlarını zorlayan muhteşem albüm Demigod’ı kaydettiler. Demigod, bir ortaçağ katedrali görkemiyle metal dünyasını sarstı. Hızın ve tekniğin sınırlarını zorlayan Behemoth, Towards To Babylon, Conquer All, Slaves Shall Serve, Demigod ve Xul gibi parçalarla biz artık Death Metal yapacağız der gibiydi. Bırakın çalmayı, dinlerken takip etmesi bile zor olan riffler ve davul partisyonları, Nergal’in buz gibi vokalleriyle mükemmel bir bütünlük oluşturuyordu. Bu albümle tüm ekstrem metal piyasasının önünde eğilmesini sağlayan Behemoth, bir sonraki ile daha da tehlikeli olacağının sinyellerini de veriyordu.
Ve beklenen albüm 2007′de geldi. The Apostasy, topluluğun şu ana kadar yaptığı en iyi albüm. Bu albüm için rahatlıkla Behemoth’un “ustalık devri eseri” denilebilir. Century Media tarafından yayınlanan albüm, grubun geçmiş on yılının rafine edilip çifte kavrularak sunulmuş bir sentezi gibi. Artık gönül rahatlığıyla Death Metal grubu olarak gösterebileceğimiz Behemoth, yeni albüm kayıtlarında olduğunı duyurduğu şu günlerde de isminden sıkça söz ettirmeye devam ediyor.
















Yorum Yaz