Anasayfa » Dergi » 46 Dergisi, Mart-Nisan 2011 sayısı raflarda!


“Love Edition” Çıktı!

46 Dergisi, Özkan Uğur (Frankenstein) kapaklı Mart-Nisan 2011 “Horror Edition” konseptiyle tüm bayilerde.

ÖZKAN UĞUR
Özkan Uğur, Frankestein olmak için tam altı saat kıpırdamadan ve büyük bir sabırla, yetenekli “Dükkan-ül Hayal” ekibinin önünde oturdu. Frankestein’e öykündü, empati kurdu. Zaten Özkan Uğur farklı bir adam. Ne zaman ne yapacağı belli olmayanlardan ama her zaman samimi, her zaman içten. Korkularıyla barışık. Hem bu kadar güleryüzlü ve hayata pozitif bakan birinden daha ne beklersiniz? Elbette takıntıları var, endişeleri de… İşte hepsi 46 Korku Özel sayısında.

AYŞE ARMAN
Ayşe Arman deli dolu değil, bildiğiniz deli. Farklı, huzursuz, kaçık ama bir o kadar dingin ve asude. Belki de bu yüzden sıradanlıktan çekinmeyecek kadar rahat ve cesur. Hayatın bilinmezlerle çekilir olduğunun farkında. Bu korkusunu ateşlese de tesadüfleri seviyor. Onun hızına yetişmekse mümkün değil. Kaybetmeyi de biliyor kazanmayı da… İçindeki uçurumları, tezatları kendine de açıklayamıyor. Bunu dert etmediği kesin. Bu yüzden korkusuz korkaklardan.

BAHADIR BARUTER
Artık az çok hukukumuz var. Röportaj deyince sükunetten çok sakamet peşinde olduğumuzu biliyorsunuz. Lakin asabiyet dediğiniz dondurma gibi bir şey; Bodrum’da yaşayan Baruter ile araya giren sekiz yüz kilometreye dayanamayıp erimiş gitmiş. Bahadır Baruter ile “korku” üzerine muzaffer ama epey sakin bir röportaj yaptık. Alaylı cevaplarını alaylı sorularla piştileyemedik. Bu seferlik böyle olsun. Ama bize polemik borcun var Baruter!

BUZUKİ ORHAN OSMAN
Buzuki ustası Orhan Osman 46 dergisi için zombiye dönüştü ve korkularını anlattı;”Sevdiğim insanları kaybetmek ve sanat yaşamımı etkileyecek kazalar en büyük korkularım. Ama ben karanlıktan da korkarım. Tekin, ıssız yollar canımı sıkar, ürkütür. Hem gece pek çok şeyi örter, saklar. O yüzden her karanlık kardeş değildir. Elbette korku tetikler insanı. Kimi zaman merdivendir. Onunla tutunur insan hayata. Öyle ya, hep sevinç ve umut olmayacak ya hayatımızda. Ben korkularımı da müzikle yenerim, onlarla barışırım. Zaten ruhum gezgin, müziğe aç bir adamım. Dolayısıyla bu keşif sonsuz. Sonsuzluğun peşindeyim.”

FUNDA ARAR
“Bir gölge, bir ses, bir iz… Ama en korkutucusu bilinmezlik. Herhangi bir açıklaması olmayan olayları düşünmek mesela! Küçük yaşlarda bizi korkutan şeyler zaman geçtikçe değişiyor, köreliyor, bazen de gelişiyor. Korkularıyla büyüyor insan ama onlara yaklaşmak işin panzehiri. Ben korkmayı sevenlerden değilim galiba, biraz mesafe var ruhumda ona. Hem yalnızlıktan da korkar kimileri. Arada oraya gitmek de gerekli oysa.”

MERT FIRAT
“Korku beni harekete geçiriyor, koşmama neden oluyor. Elbette kaçmak değil bu. Üstüne gidiyorum. Doğru mu bilemiyorum ama gidiyorum işte… Korku ile cesaret arasında ciddi bir bağ var. Hem Türkiye’de yaşamak cesaret işi bir yandan, o yüzden korkusuzum belki de. Ama tarihimizle, yanlışlarımızla yüzleşmek için cesarete daha fazla ihtiyacımız var”.

ÖNER ERKAN
Bir, iki Freddy senin için geldi
Üç, dört kapını hemen ört
Beş, altı korumaz seni tanrı
Yedi, sekiz beni hayallerinde çiz
Dokuz, on bu uyuduğun uyku son…

Öner Erkan korku filmlerinden korkuyor. Yükseklik fobisi de cabası. Ama asıl korktuğu şey çok farklı! Ne mi? Piyangoda büyük ikramiyeyi kazanmak. Neden mi? Cevabı düşündürücü; “Hayatın benim için yeterince zengin olduğunu düşünüyorum. Kazanacak başka bir şey yok.” 46 için ise hiç izlemese de bir zamanlar Elm Sokağı’na korku saçan Freddy Krueger’la buluştu. Bunla da kalmadı ona hırka bile ördü…

GÖZDE KANSU
“Korku aklın illüzyonu. Tabii ki ailemi, beden ve ruh sağlığımı ya da yeteneklerimi kaybetmem korkunç olur. Gözü dönmüş insanlardan da korkarım. Ama bilincimi zorlayıp, kendime en büyük korkumu sorunca, ‘her şeyle başa çıkabilirim’ cevabına varıyorum. Debelenip, savaşıp, düşüp, kalkınca ya da sonunda teslim olunca bir şekilde ortadan kalkacak. Korkularınla nasıl başa çıkacağını bilmemek, o korkuları beslemek en korkuncu belki de…”

DOĞA RUTKAY
Chucky’e birini kurban edelim dedik, gelgelim mağdur dişli çıktı. Onda Chucky’e kurban gidecek göz yok. Aldığı yaralar bile gözünü korkutmaya yetmedi. Hayatta kalmak için Chucky’yle işbirliği yapmayı kafasına koydu. İşte korkusuz kurbanımız; Doğa Rutkay.

ERK ACARER
“Korku bir kapı, bin bir biçimi olan ancak görünmeyen bir suret. Zihin tarafından yazılan ve henüz çekilmeden sansasyon yaratan bir senaryo. Hatta insana hiç yoktan hükmeden biçimsiz bir gölge.”

GİOVANNİ SCOGNAMİLLO
“İnsanlar korkularıyla yönetiliyor. Çünkü iktidar korku ile inşa edilir ve sürdürebilmesi için korkuya ihtiyaç duyar. İnsanlığın bir yüzyıl daha yaşayabileceğini sanmıyorum. Kendimizi tükettik, yok ettik. Felaketleri film gibi izleyip kanal değiştiriyoruz. Filmler çok masum! Ölüm geçip gidiyor önümüzden. Artık eşiği kırdık, hissisiz. Bu filmin sonu başından belli ama bitişininin zamanı belli değil. Tüm kahramanları da ölecek.”

46, Mart-Nisan 2011

sputnik yazdı

Yorumlar

Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapmak ister misiniz?

Yorum Alanı