ana sayfam yap favorlerime ekle rss takip
MGMT – Congratulations çıktı!

Kolay Erişim:

Lost, Twilight, Film Tanıtımları, Video Klip, Supernatural 6. Sezon, Dizi Tanıtımları, Biyografi, Eclipse (Tutulma) İzlenimleri, Spartacus, X-Men: First Class, The Legend of Korra, Teen Choice Awards 2010

Üye Ol

Üye Kayıt

Şifreniz mailinize yollanacaktır.




Üye Giriş

Üye Girişi

pozan
Yazdı

21
Ocak 2009

Paylaş

2008 Top 10 film listem ve 2008 Sinema raporu

Öncelikle bu kişisel bloguma koyduğum biraz baştan savma bir yazıdır belirtmekte fayda var. Aslında halen ülkemizde vizyona girmemiş daha bir çok film var 2008 yapımı izliyemediğim ama gece gece sıkılmış olmanın verdiği hissiyatlada artık bu listeyi yapma noktasına geldim.

Buyrun efenim,

10 – Tropic Thunder (Tropik Fırtına)

Müthiş bir kadro tam bir Ben Stiller tarzı komedide bir araya gelmiş durumda. Bir savaş filmi çekmek için Vietnam’da bulunan bir grup aktör farkında olmadan kendilerini gerçek savaş ortamında buluyor ve olanlar oluyor. Özellikle Robert Downey jr. mükemmel bir performans sergilyor ki muhtemelen en iyi erkek yardımcı oyuncu oscarına aday olucak bu rolle. Tom Cruise sürpriz bir rolle ve kendisinden beklenmicek derecede iyi bir komedi performansıyla ekrana yansıyor. Yılın en büyük şamatası ve kaçırmamınızı öneriyorum.

9 – The Curious Case of Benjamin Button (Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi)

Aslında filmden pek memnun kaldığım söylenemez ama bunu 2 yıldır süregelen beklentilerimin gittikçe büyümesine bağlıyorum. Mükemmelinde bir kaç adım önünde oyunculuklar yaşlı doğan ve gittikçe gençleşen bir adamın bu son derece hüzünlü aşk hikayesinde Brad Pitt ve Cate Blanchet tarafından gayet uyumlu bir şekilde ortaya konuyor. Uyarlama senaryo dalında Slumdog ile birlikte yılın en büyük oscar adayı olduğu kuşkusuz ama şimdiye kadarki bütün büyük ödüllerden eli boş dönmüş durumda film. David Fincher hikayeyi 1.5 – 2 saat arasına sığdırabilecekken 2 saat 40 dakkaya sığdırmayı seçmiş ve işte burda yanlış yapmış. Filmin süresi göz önüne alındığında 85 yıllık bir sürece yayılan hikaye hiçde dolu gelmiyor.Neredeyse 1 asırlık dönemin filme yansıması çok çok az. İkinci dünya savaşı esnasında ufak bir hikaye dışında filmde sadece aşk var. Ben özellikle her iki filminde senaryosunu yazan Eric Roth sayesinde bir “Forest Gump” tadı almak istiyordum , beklentilerim bu yöndeydi. Kitabın hikayesine bir şeylerin eklenmesini umut ediyordum ki bu olmamış.Filmin süresi arttıkçada sonda beklediğiniz o hüzünlü etkiyi tam olarak alamıyorsunuz ama yinede bu yılın filmlerine baktığımızda hikaye olarak, görsel olarak ve en önemlisi oyunculuk olarak ilk 10a girmeyi hakediyor sanırsam Benjamin Button’ın bu garip öyküsü.

8 – Cloverfield (Canavar)

J.J. Abrams gerçekten beyni çok farklı çalışan ve özellikle seyirciyi kitleme işini çok iyi çözmüş bir insan.Alias’dan beri bu böyle.Bir çok kişi için yılın en iyi filmleri arasında yer almadığını görüp üzüldüm açıkçası. En başta bir filmin nasıl pazarlanıcağına çok mükemmel bir örnek cloverfield .J.J. Abrams pazarlama ve ardından gelecek olanı deli gibi bekletme konusunda bir uzman.Artı birde gizem yaratma konusundaki yetenekleri eklenince Cloverfield daha vizyona girmeden bir mite dönüşmeyi başardı.New york’a saldıran bir yaratığın bir gecede şehri kıyamet alanına dönüştürmesini anlatan bu filmin neresinden bahsediceğimi açıkçası şaşırıyorum çünkü burda paragraflarca anlatmak niyetinde değilim. Amatör kamerayla şehrin bi ucundan bi ucuna bir arkadaşların kurtarmak için yola çıkan biri kamerayı taşıyan 5 gencin gözünden anlatılıyor hikaye.Çekim tekniği ve bu tekniğin gerçekçilik üzerinde etkisi müthiş bir iş. Efektler bu sayede hiç sırıtmıyor ve her kare gerçekten yaşanmış gibi geliyor insana. Film hakında spoiler vermek istemiyorum ama Cloverfield J.J. Abrams gibi bir beyinden çıktığı için sadece izlediğimiz 1.5 saatlik filmden ibaret değil. Bunu bilmelisiniz. İşte bu noktada film benim için 2008′in en iyileri arasına girmeyi başarıyor. Canavar niye geldi, nerden geldi, New York’a ve ardından dünyaya ne oldu gibi sorular muhakkak bir başka sequel ile anlatılıcaktır en kısa zamanda yahut anlatılmayarak yerlerine çok daha büyük gizemler gelecektir. Söz konusu insan J.J. Abrams olunca bu 2. ihtimal daha yakın duruyor ve aslında bir yandanda bunu daha çok istiyoruz.

7 – Be Kind Rewind (Lütfen Başa Sarın)

Ah Gondry ah , sen hayatında hiç kötü bir işe imza atıcakmısın o kadar merak ediyorumki. Bu yılın en büyük yıldızlarından Jack Black ve çok çok sevdiğim Mos Def bütün video kasetleri bozulan eski kafa video kira dükkanlarını kurtamak için bozulan filmleri kendileri çekmeye karar veriyolar ve gerçek anlamda bir curcuna başlıyor. Robocop, Ghost Busters, Driving Miss Daisy gibi filmleri eldeki imkanlarla çekmeye çalışıyorlar ve tabi Gondry tarzı hüzünlü bir görsellik özellikle filmin sonunda çektikleri mahallede eskiden yaşamış jazzcı Fatz Waller’ın hikayesini anlatan filmlerinde doruk noktasına ulaşıyor. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum.

6 – Iron Man (Demir Adam)

En sonunda bu yıl iyi bir süper kahraman filmi yapılabildiğini gördük. Film hakkında fazla bir şey demeyecem. Robert Downey Jr. zaten her zamanki gibi mükemmel. Terrence Howard her göründüğünde Robert’dan sahne çalabilecek kadar mükemmel.Cool ve zengin kötü adam Obadiah Stane rolü Jeffry “the dude” Leboswki abimize cuk oturmuş. Efektler bugüne kadarki en iyi süper kahraman filmi efektleri. Büyük ihtimalle bu konuda oscarı alıcak zaten. Nerdeyse 2 saatlik kusursuz bir eğlence vaad ediyor film kesinlikle. Marvel uyarlamalarının bu çizgide kaliteli yapımlarla devam etmesini diliyorum.

5 – Speed Racer (Hızlı Yarışçı)

Wachowski kardeşler yine yapacaklarını yaptılar ve görsellik adına sinemanın gidişatına yeni bir çizgi getirdiler. Eski bir anime serisi olan Speed Racer üzerinde bir kaç yıldır çalışan iki kardeş gerçektende mükemmel bir çizgi film uyarlamasına imza attılar. Pastel renklerin hiç de sırıtmayan görsel efektlerle birleşmesi, mizah anlayışı ve anlatımdaki çizgi film havası Matrix’den sonra onlardan beklenilen tarzda bir film olmasada yıl içindeki en iyi işlerden biriydi. Emile Hirsh denilen insan evladına hangi rolü verseniz altından kalkıyor. Into the Wild ve Milk gibi yapımlarla da zaten çıtasını oldukça yükseltti. İlerki yıllarda kendisi için oscar kaçınılmaz gibi. Lost’tan tanıdığımız Matthew Fox “Racer X” rolüyle filme ayrı bir hava katıyor. Susan Sarondon ve John Goodman zaten tartışılmaz. Sıcak hikayesi, düşmeyen temposu ve rengarenk görselliği ile yılın en iyi aile filmi oluyor Speed Racer.

4 – Wall – E

Sanırım Pixar’a vahiy ve ilahi bir güç geliyor bir yerlerden. Böyle müthiş hikayeleri bu kadar büyük sabırla ve artık animasyonda detayın doruklarıyla beyaz perdeye taşımak dünya işi değil. Animasyon dalında oscar garanti hatta bir çok kişi en iyi film dalında oscara aday olmasını istiyor Wall-E’nin. Ben dahil. Dünyada yalnız başına kalmış süper duygusal dünya tatlısı robot wall-e’nin geleceğin post apokaliptik dünyasında başlayıp uzaya kadar giden bu gerçekten müthiş büyük hikayesinde görsellik tavan yapmış durumda ve bir çok pixar filmi gibi bu sefer vadedilen sadece eğlence değil. Bu güzel hikayenin bir o kadarda anlamlı bir alt metni bulunmakta. Spoilerden kaçınarak bu sene izlemeniz gereken yegane şelerden biri olduğunu belirtiyorum wall-e’nin. Beğenmeyecek insan evladı olamaz.Kaçırmayın.

3 – Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull (Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı)

INDIANA JONES !!! Yani ne diyimki. Benim hayatımın kahramanı. En güzel rüyalarımın nedeni. Çocukluğumda macera ruhumu, hayal gücümü geliştiren ve karakterimin gelişmesinde önemli bir rol sahibi karakter. Ülkemizdeki gerçekleri görene kadarki arkeolog olma isteğimin yegane nedeni. Yıllardır süre gelen Indiana Jones, Geleceğe Dönüş, Ghost Busters serilerinin devamı çekilse geyiğinin bir kısmının gerçeğe dönüşmesi ancak 2008′i buldu. Film ilk açıklandığından beri heyecan içinde bekleyen ben beklentilerimi ne kadar yüksek tutsamda zerre hayal kırıklığına uğramadım bu filmde. Tek hayal kırıklığım keşke daha uzun olsaydı dememdir. Bu sene çok kişiler eleştirdi Indiana Jones’u. Özelliklede hikayesini. Kendileri sanırsam ilk 3 filmi izlemedi ve Indiana Jones oyunlarını oynamadı. Indiana Jones’un b-movie tadındaki tarihsel mitlere, fenomenlere dayanan öykü anlatımını ve havasını çözememişlerdi bence. Harrison Ford ‘un bu yaştaki performansı o eski tadı kesinlikle veriyordu. Shia LeBeouf oldukça başarılı bir side kick olmuştu, Karren Ellen’ın o eskiyi anımsatan havası ve Cate Blanchett’in tamda Indiana Jones’a yakışıcak çizgideki kötü karakter performansı filmi fazlasıyla kurtarıyodu. Spoiler vermek istemediğim için bazı şeyleri anlatmıyorum ama atom bombasından buzdolabıyla kurtulan canım kahramanım Indy benim için yılın en mükemmel sahnesine imza attı diyebilirim.

2 – Slumdog Millionaire

İşte yılın dünya için en iyi filmi. Şu an için almadığı övgü, toplamadığı ödül yok ve hepsinde sonuna kadar hak ediyor bunları. Hindistan’da “Kim Milyoner Olmak İster” yarışmasına katılan bir genç son soruya kadar bütün sorulara doğru cevap veriyor ve program bitiyor, son soru diğer güne kalıyor. Ardından polis genci hile yaptı diye içeri alıyor ve sorguya çekiyor. Bundan sonra müthiş bir kurgu ve tempo ile bu gencin bütün hayatını izlemeye başlıyoruz. Aşk, toplumsal çatışma, mafya, sahte insanlar, hayata tutunmak ve bütün bunların ortasında hintli bir genç. Samimi anlatım, akıcı hikaye, eşsiz müzikler ve Danny Boyle’un kamerasından yansıyan Hindistan’dan harika görüntüler ile adeta filmin içine giriyosunuz. Bu müthiş filmi kesinlikle izlemeyen kalmamalı.

1 – The Dark Knight (Kara Şovalye)

İşte yılın benim için en iyi filmi. Bu kadar mükemmel oyuncular, bu kadar mükemmel bir yönetmen, bu kadar büyük bir görsellik, bu kadar büyük bir hikaye ve bu kadar büyük bir Joker performansı. Heath Ledger.. Diyecek bir şey bulamıyorum. Yıllardan beri ilk kez bir performans beni bu derece etkiledi. Yıllardan beri ilk kez bir performans bir filmi bu kadar sırtında taşıdı belkide. Bunun dışında Nolan’ın Batman hikayesine kattığı bu karanlık ve gerçekçi hava benim için kesinlikle Tim Burton’ın ve ardından gelen yönetmenlerin Batman’lerinden kat kat daha iyi. Önümüzdeki bir süper kahraman filminden mada daha çok bir suç filmi bulunmakta. Her ne kadar kostümlü pelerinli bir adam, makyajlı bir deli ve yüzünün yarısı yanmış ama ortalarda dolaşan bir politikacı olsada sırıtmıyorlar ve filmin üstündeki gerçeklik hiç bir şekilde kaybolmuyor. Bunu başarmış olmak gerçekten müthiş. Bunun sırrını inanın çözemiyorum ve Chirstopher Nolan’a saygılarımı sunuyorum. Filmi kaç kere izlediğimi ve daha kaç kere izliceğimi inanın bilmiyorum.

Tüm bunlar dışında tabiki yıl içinde daha bir çok harika film vardı. Aklıma ilk gelenler :

Eagle Eye, Seven Pounds, Die Welle, Babylon A.D., Horton Hears A Who, Leatherheads, Traitor, Vantage Point, Sweenty Todd, Igor, Body Of Lies, The Day The Earth Stood Still, Milk, In Bruges, Transsiberian izlediklerim arasında listeyi zorlayanlardı.

Milk, özellikle bir çok listede ilk 3te. Oscarında iddalı adaylarından biri olması kaçınılmaz. Oyunculuklar muhteşem. Sean Penn ve Emile Hirsch baya bi aşmış durumdalar ama benim tarzım bir film değil kendisi. Yinede çok iyi bir film. Listede olmadığına dil uzatanlar olursa diye ayrıca belirtmek istedim.

Ayrıca The Wrestler ‘a değinmek istiyorum. Şu anda dünyada en çok izlemek istediğim filmdir kendisi. Fragmanında bile gözlerim yaşardı. Çok güçlü bir drama imzat atmış gibi görünüyor Aranofsky. Ama henüz ülkemizde vizyona girmedi.Mickey Rourke büyük ihtimalle oscarı kucaklıyacak bu filmdeki rolüyle , herkes bunu konuşuyor. Zaten altın küreyi de aldı. bu film kesinlikle ilk 10 listeme girerdi diyorum.

2009 yılında vizyona girecek müthiş filmler bizleri bekliyor.

Transformers 2, X-Men Origins: Wolverine, Where the Wild Things Are, Public Enemies, Star Trek, Terminator 4 Salvation, Watchmen, Up, The Year One, Angels & Demons, Monsters vs. Aliens, Inkheart, Inglorious Bastards, 2012, The Imaginarium of Doctor Parnassus, G.I. Joe, Avatar, Knowing, The Lovely Bones, The Fantastic Mr. Fox ve Surrogates bunlardan birkaçı olarak aklımıza geliyor.

Son olarak Joker performansını izlemeden bile benim için en iyi oyuncular arasına girmiş olan ve öldüğünde gerçekten çok fazla üzüldüğüm Heath Ledger’ı anmak istiyorum..

Toprağın bol , mekanın Cennet olsun heath..

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
önemli

1- Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin! (?)

2- Lütfen Türkçe imla ve yazım kurallarına uyalım. Aksi takdirde yorumlarınız onaylanmayacaktir.

zeliha | 22 Aralık 2009 - 13:51

size kesinlikle katılıyorum.